Kaynayan kazanın içerisinde bir Türk olmak…

Bir keresinde, bir dostum bana, “Menfaat işin içerisine girdiyse, adam babasını tanımaz” demişti…

Bu tespitin doğruluğunu yaşayarak tecrübe ediyorsunuz…


Şimdi şu an yaşadıklarıma bakıyorum..

Çevremdeki insanların nasıl iki yüzlü hale geldiklerine bakıyorum…

Sonra, “Haklıymışsın dostum” diyorum, kendi kendime…


Selamlar bile artık menfaat için veriliyor…

“Nasılsın” demenin bile bir ücreti var artık…


O kişinin senden sağlayacağı bir menfaat yoksa asla “Nasılsın” diye bir soruya muhatap olmuyorsun…


Meşhur bir fıkra vardır; zebaniler almışlar adamın birini cehennemi gezdiriyorlar…

Adam gezerken sıra sıra dev kazanlar görüyor…

İçerisi canhıraş feryatlar edenler insanlar dolu…

Bazıları kazandan kurtulmaya çalışıyor…

Kazanın içerisindekiler de alttan destek verip kazanı tırmanmasına yardımcı oluyor, kazanın tepesine çıkıp kendini dışarı çıkan kurtuluyor, kazanda geri kalanlar onun kurtulduğunu görünce sevinç çığlıkları atıyor..

Sonra bir başkasını yukarı doğru itip kurtarmaya çalışıyorlar…

Derken bir kazanın başına geliyorlar…

Bu kazanın içerisinde bazı insanlar kurtulmak için kazanın tepesine çıkmasına çalışıyor…

Adam tam kazanın ucuna gelip kurtulacak, aşağıdakiler “hoop” diye adamı bir çekiyorlar aşağı düşürüyorlar…

Sonra bir başkası tam kurtulacağı sırada onu da aşağı çekiyorlar…

Diğer kazanlarda bazı insanlar teker teker kurtulurken, bu kazandan hiç kurtulan olmuyor…

Adam dayanamayıp, zebanilere, “Bütün kazanları anladım, çok güzel, birbirlerine yardımcı olup, birilerinin kurtulmasını sağlıyorlar” diyor…

Zebaniler de, “Şunlar Fransızlar, şunlar Almanlar, şunlar İngilizler…” falan deyip kazanları tek tek sayıyorlar…

Adam sonra dayanamayıp, “Peki şu kazandakiler kimler?

Bu kazanda ha hiç kurtulan olmuyor?” diyor…

Zebaniler bu sefer, “Ha o mu? Onlar Türkler…

Tıpkı dünyadaki gibi burada da biri yükselmeye kalktı mı hemen onu alaşağı ediyorlar…

Ne kendileri kurtuluyor ne de başkalarının kurtulmasına izin veriyorlar” diye cevap veriyor…


Evet, kazan kaynıyor ve siz kazandan çıkmaya çalışıyorsunuz…


Siz de bakın çevrenize; kaynayan kazanları ve içerisinde debelenenleri göreceksiniz…

En yakın arkadaşlarınızın, en yakın akrabalarınızın nasıl iki yüzlü olduklarını, nasıl tam “paçayı kurtaracakken”, ardınızdan entrikalar çevrildiğine şahit olacaksınız…

Hele benim gibi gazeteciyseniz, bu iki yüzlülüğe daha fazla ve apaçık bir şekilde şahit oluyorsunuz...

Şu anda ‘Dalton Kardeşler’ gibi bir arada gezenlerin daha birkaç ay öncesine kadar birbirleri hakkındaki yazışmaları WhatsApp’ımda hala durmakta. Onları size göstersem sizler de “Yok ya bu kadar da olmaz” dersiniz.

Bir de Viyana’da kadınların her zaman yanında olduklarını ifade eden ve destek olduklarının reklamını her platformda yapan sözde dernekler ve kadın grupları var.

Lakin ne hikmetse ben bu gruplardan ya da derneklerden ne bir destek ne de bir yardımlaşma görmüyorum. Sebebini çok iyi biliyorum.

Size de şöyle izah edeyim…

Çünkü

Erkek olmadığım için….

Eğer erkek olsaydım o zaman yaklaşımları daha farklı olurdu.


Buna ek olarak sadece arkadaş çevrenizdeki bazı kişiler ya da akraba bildiğiniz “akrepler” değil sivil toplum kuruluşlarından siyasi çevrelere kadar bir çok alanda şahit olabilirsiniz…


Hoşlarına gitmeyen bir haber yapın, bakın başınıza neler geliyor…


Düne kadar yüzünüze gülenler, gerçeği yazdığınız için, en büyük düşmanınız oluyor…

Yüzünüze gülse de perde arkasında sizin için kim bilir ne senaryolar yazılıyor…


Bir kere başvurdukları en kısa ve vahşi çözüm “vatan haini” damgasını yemeniz… Diyelim buradasınız, Avusturya’da yani…

Türkiye ile ilgili bir haber yayınlıyorsunuz…

Bazı çevreler hemen damgayı yapıştırıyorlar: “Vatan haini…”


Neye göre, “vatan haini”siniz?..

Çünkü vatan denilen şeyden artık bazı insanlar sadece “cüzdan” denilen şeyi anlıyor…

“Cüzdan”lar zarar görünce “vicdan”lar bir anda yok oluyor..

Arkadaşlık, dostluk, hepsi bir kalemde siliniyor…


Oysa yazdığınız haber gerçek, veriler gerçek, her şey gerçek…

Gerçek önemli değil önemli olan sana “vatan haini” damgasını yapıştıran iki yüzlülerin “doğru”ları…

Onlara göre “doğru” cüzdanların arasında yatıyor…

Onlara “doğru” menfaatlerde yatıyor…


Söyleyecek o kadar şey var ki; bazen susmak en iyisi, diyorum…

İki yüzlülükleri gördükçe tiksiniyorum…

Ve hepinizin Ramazan Bayramını yürekten, bütün içtenliğimle kutlayarak sözü “Vatan Haini” isimli şiirin sahibi Nazım Hikmet’e bırakıyorum:


“VATAN HAİNİ

Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla:
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ…”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hicran Doğan - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Nokta Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Nokta Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Son Nokta Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Nokta Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Hanife Anil - Dogru söze ne denir- maalesef üzücü bir sürecdeyiz

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 01 Mayıs 21:55