Dua ve Şükür – 2

Bugünler Kadir geceleri yani kaderimizin belli olduğu, Kuran’ın indiği ve bin geceden daha hayırlı olan önemli bir gece.

Aynı zaman da Kuran-ı Natık (konuşan, canlı Kuran) olan Emirel Müminin Haydar-ı Kerrar İmam Ali’nin lanetli İbni Mülcem tarafından Mescidde Sabah Salatı esnasında secdedeyken başına aldığı zehirli kılıç darbesiyle yaralandığı ve iki gün sonrada evinde şehit olduğu günlerdir.

Ümmetin Peygamber efendimiz (s.a.a.v)‘in vefatından kısa süre sonra bir birine düşmesi ve Peygamberimizin emaneti olan Ehlibeyti katletmesi bize şunu öğretiyor ki kendimizi herdaim kontrol etmeliyiz.

Kimin safındayız?


Efendimizin mi yoksa düşmanlarının mı?


Bu sorunun doğru cevabını bilmek bin yıllık namaz ve oruçtan daha önemlidir.


Zira İblis alimdi ve ibadet ehliydi ama tarafını belirlemede nefsinin tuzağına düştüğü için cennetten kovuldu.

İnsan her an uyanışın parçası olmalı ve her an kendini kontrol etmeli acaba tarafım doğru mu diye?

İbni Mülcem sahabeydi ve bir çok savaşlarda islam ordusunda bulunmuştu ama şeytan onu öyle kandırdı ki ümmetin en üstünü ve Peygamberimizin kardeşi Allahın veli kulunu Allah adına mescidde öldürmeye kalktı.

Bir sineği öldürmek günah mı diye tartışan kimseler Kerbela’da Peygamberin evlatlarını katlettiler.

Dolayısıyla ilmimiz ve ibadetimiz bizi toplumun içinde insanca yaşamaya ve etrafımızda olup bitenlere Muhammedi bakış ile bakmaya yöneltmeli.

Son yazımız da dedik ki insan mutlu olmalı ve mutlu olmak için gerekeni yapabilmeli.

Bunun için insan kendini kontrol edebilmeli, kendini yönetebilmeli!

Konu çok önemli, çünkü Allah‘ın Kuran‘da en çok şikayet ettiği konu bu.

Erenler ve evliyalar her zaman buna dikkat etmişlerdir ki, başlarına ne bela ve musibet gelse de hallerinin kötü olmaması için çaba göstermişlerdir. Mutsuz ve hatta isyankar olmamak için gerekeni yapmışlardır.

Hacı İsmail Dulabi diye biri vardı, normal bir insandı yani alim ya da evlad-ı Resul seyyidi Saadat dahi değildi.

Ama bir çok alimler ve pirler onu dinler ondan istifade eder ve hatta bir çok ayetleri tefsir ettiğinde o alimler ya da müçtehitler derdi ki „biz hiç bu pencereden bakmamıştık bu ayetlere“
Onun dilinden hikmek akiyordu.

Çok ta hoş yumuşak ahlaka sahipti.

Güzel anlatımı ve tebliğ yöntemi olan bir insandı.

Ona sordular ki bu hikmet sende nasıl oldu, ilim ehli senden öğreniyor.

Dedi ki, mekkeye gitmiştim, dönerken öğrendim ki büyük oğlum dünyadan gitmiş.

O büyük oğlumdu, onu cok seviyordum, istedim ki gamlanayım sonra düşündüm, „dedim ya ilahi senin isteğin buymudu? sen istediysen ben razıyım“ ve halimin değişmesine müsade etmedim.

Gamlanmadım.

Ve Allah o günden beridir beni değiştirdi ve benimle ilgilendi.

Tabi ki bu demek değil ki insan evladını ya da sevdiğini kurban etsin.

Ya da hiç üzülmesin.

Vefat eden bir yakını olduğunda desin gülsün.

Insanlık halidir, insan tabi ki üzülür ve ağlar.

Ama kendini paralamak ve bu ayrılığa üzülmek yerine kendini perişan etsin.

Bu doğru değil.

Hepimizin seviyesi bellidir, Allah kimseye kaldıramıyacağı yük vermez.

O biliyor kime ne vereceğini.

Ama o kücük gamlar var ya hani kalbimize girip bizi kederlendiriyor ama aslında küçük ve komiktir, onlarla kederlendirdiğimiz kendimizi kınayalım, şükürsüz olmamamız gerektiğini düşünelim.

Her an gelir geçer ama kederlenme gamlanma ve mutlu halini koru.

Peygamberler derlerdi ki „bütün hallerim için şükür olsun“

Allahin karşısına gittiğimizde ve dua ettiğimiz de sevincimiz o kadar çok olsun ki, mutluluğumuzdan ağlıyalım.

O mutluluktan ağlamanın ayrı bir manası var.

O Allah‘ın karşısına çıkmışsın, her sorun ve kederine rağmen O seni dergahına kabul etmiş, huzuruna kabul etmiş.

Dua edelim, Allahtan mutluluk sevinç istiyelim.

Biz ne için yaratıldık, cennet için yani mutluluk için.


En’âm Suresi 48. Ayeti Meali
Biz, peygamberleri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.

Şu halde inananlara ve kendilerini düzgün bir hale getirenlere ne korku vardır, ne de üzgün olur onlar.


Bakara Sûresi(2) 274. Ayet

Mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık harcayanlar yok mu, onların ecirleri, Rableri katındadır ve onlara ne korku vardır, ne de üzgün, kederli olurlar.


Ahkâf Suresi 13. Ayeti Meali


Şüphesiz, onlar ki Rabbimiz Allah'tır dediler de sonra doğru hareket ettiler, artık onlara ne bir korku vardır, ne de kederlenir onlar.

Yûnus Suresi 62. Ayet


Bilin, haberdar olun ki şüphe yok Allah dostlarına ne korku vardır, ne de mahzun olur onlar.*


Demekki keder ve gam için yaratılmadık.

Mutluluk sevinç için yaratıldık.

Allah dostu olduktan sonra mutsuz olmak kederli olmak bizim için mümkün olmaz.

Başta da yazdığım gibi tarafımız da belli olmalı.

Bu çağda tarafsız kimse yoktur.

Çocuklarımızı ve kendimizi doğru tarafa yöneltmezsek sapık gurupların hedefi haline geliriz.


Allah bizleri bugünlerin hatırına Kuran’dan, Peygamberimizin sünnetinden, Ehlibeytinin yolundan ayırmasın.


Hastalarımıza şifa, Hakka yürüzenlerimize rahmet eylesin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Güneş - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Nokta Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Nokta Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Son Nokta Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Nokta Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.