Evlilik Üzerine : Ya Mutlu Ya Filozof

Vakitler hayrola, hayırlar fethola, hastalara şifa dertlilere deva ola.

Geçtiğimiz günlerde yine ayrılan eşlerin şiddet içeren bir görüntüsünü izledim.

Çoktandır yazmak istediğim bir yazıyı kaleme almaya karar verdim. Umarim sabırla okursunuz.

Toplumsal yapının da maalesef şiddete elverişli olduğu bir dönemdeyiz. Cehaletin körüklediği ve kültürün de yıkılmayan tabuları yüzünden medeni davranışlardan uzak olaylarla karşılaşıyoruz. Kısaca evililiğin din ve insanlık medeniyeti açısından ne anlama geldiğini açıklamaya çalışacağım.

"Evlilik" kelimesinin söz lük anlamı, çift olmaktır. Örf ve dini literatürde ise, evlilik anlaşması yapmak ve bu anlaşma esasınca erkek ve kadın arasında bir mahremiyetin oluşmasının yanı sıra, çoğalması ve birbiri arasında ahlaki ve hukuki taahhütleri de meydana getirmektedir .

Evlilik , hem insani hem de islami olarak önemli bir müessesedir. Bir vecibedir. Toplumsal dü zenin ve insanın doğasının gereğ idir. Ailenin en güzel tarafı gönül meyveleri olan evlatlardır. Kişinin eşi ve çocuklarıyla huzurlu bir hayat sürdüğü aile yuvası, adeta bir cennet köşesidir.

• “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Rum, 30/21) • “ Nikâh benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimle amel etmez se, benden değildir. Evleniniz! Hz. Muhammed (s.a.a) İmam Cafer Sadık (a.s), Resulullah’ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu nakleder: Evleniniz ve bekârları evlendiriniz; iyi bir Müslümanın güzel sıfatlarından biri de bekâr kızı ev (koca) sahibi etmektir. Allah katında, evlilikle bayındır edilen ev kadar hiçbir şey sevimli değildir ve boşanmayla tahrip edilen ev kadar hiçbir şeye buğz edilmez.

O nlarca ayet ve hadis vardır ki evliliğin ne kadar önemli olduğunu anlamamıza yeter de artar bile.

İmam Cafer Sadık (a.s) bir gün ashabıyla sohbet ederken kadının biri yanına varıp; “Ben, diye seslendi. Dünyasını terk eden bir kadınım.” İmam Cafer Sadık (a.s); “Dünyayı terkten kastın nedir?” diye sordu. “Evlenmeyişimdir.” diye cevap verdi. (İmam Sadık (a.s) bu cevabı alınca pek üzüldü. Sonra da;) “Neden evlenmezsin?” diye sordu. Kadın; “Allah’tan sevap ve mükâfat umarım. Arzum O’na daha fazla itaat edip daha fazla rızasını kazanmaktır.” diye cevap verdi. (Hâl böyleyken, İmam Sadık (a.s)’ın rengi değişti. Kadına ne denli zavallı olduğunu anlatmak için;) “Git.” diye buyurdu. “Yalnız yaşamanın mükâfatı olsaydı eğer, âlemlerin gelmiş-geçmiş kadınlarının seyyidesi Fatıma anamız evlenir miydi sandın?” (Gerçekten git de anamız Fatıma (a.s) neden evlenmiştir diye iyice fikreyle!)

Sokrates’e sormuşlar: Evlenmeli mi, evlenmemeli mi?...

“Hangisini yaparsan yap, pişman olacaksın...” karşılığını vermiş. Ama kendisi 2 kez o pişman olacaksın dediği şeyi yapmıştır.

Sokrates’in filozof oluşunda eşinin çok etkisi olmuştur.

Sokrates bir gün öğrencileriyle birlikte sokakta yürürken tesadüfen evinin önünden geçmektedir. Tam bu sırada eşi, bir kova bulaşık suyunu balkondan Filozof ve dolayısıyla öğrencilerinin üzerine boşaltır. Olaydan etkilenmemiş görünen Sokrates öğrencilerine dönerek “Evlenin... Evlilik çok kutsal bir kurum. Evlenin... Eşiniz iyi çıkarsa mutlu olursunuz, kötü çıkarsa filozof...” der...

Mizahi olarak ta olsa evliliğin önemine vurgu yaptıktan sonra günümüzde evliliğin ne anlama geldiği ve sorunları üzerinde duralım.

Evlilik , bazen mutsuz, huzursuz bir evde n kaçıştan, bazen de pembe hayallerle süslenmiş ve hiçbir bilinç ve hazırlık barındırmadan kendini uçurumdan atmaktan öteye gitmiyor. Ya da evlensin de düzelsin mantığıyla evlendirilen ve başkasının çocuğunu uçurumdan atan anne babalar. Bağımlı, psikopat oğlunu düşündüğünü sanan ya da ailesine isyankar bir kızı evlendirerek dizginlemeye çalışan aileler. Halbuki oğlunu çok seviyorsan önce tedavi ettir, ya da kızını çok düşünüyorsan önce ona değerli olduğunu ve çocuğun a onu ne kadar çok sevdiğini gös ter. Bağrına bas evladını! Başkasının göz nurunu, evladını yakma! Ve bunlar gibi ev liliğin amacından uzak bir çok sebepler sıralanabilir maalesef.

Aileler çocuklarına hayatlarının en önemli dönemi olan evliliği gerektiği gibi anlatamı yor. Ne okullar ne de dini kurumlar gerek eni yapamı yorsa , sosyal kurumlar bu konuya yoğ unlaşmalı ve evliliğe hazırlık üzerine kurslar vermeli. Hatta evlenecek kişiler zorunlu olarak o kursları almalı . T oplum ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya. Anası babas ı ayrı ç ocuklar topluma ciddi zarar ver ebilir. Artık ahiret kaygısı bile olmaksızın basitçe sebeplerle yuvalar yıkılıyor. Aileler ise boşanmalara hırsları sebebiyle destek veriyo rlar.

Dügü n gününden kalma kin ve intikam!

Istatiklere göre evliliklerde ki sorunların çoğusu düğ ün gününden kalma kin ve intikamlar.

Oysa en mutlu günleri değ il mi? Ama bu bizim insanımızın doğasında var. Ç iftlerin en mutlu günlerinde bile „ hep kı z taraf ı halay ç ekiyo r biz hiç ç ekmedik.. “ „ Yok hep onların yöresel oyunları çaldı bizimkisi çalmadı .. “ t a ki „ sepetini niye o tutuyormuş .. “ Takıları saymaya kim gidecek ka v gası .. Bazen de gizliden bir tarafın damadın ve gelinin üstündekileri toplayıp habersiz gitmesine kadar. Sonra senin annen benim anneme böyle demis .. Sizinkiler bana 10 bilezik taktı kardeşinin hanımına 12 tane takmışlar daha sayabileceğ im ve saymakl a bitmeyecek bir sürü örnek var. Aslında yine iş anne babalarda bitiyor . Düğün günü fiyasko başlıyor zaten bi kere .. Boş anı rken de aynı sorunlar ve hatta takılan altı nlar .

Evliyken yapılan hataların haddi hesabı yok. En önemli hatalardan bazılarını sayayım size, mesela karşındakini mutfak robotu olarak ve ya bankamatik olarak görme k !

Saygı yok, sevgi sadece yatakta.

Evin içerisinde bile birbirine değer verecek tavırlardan kaçınılıyor.

Eşime değer verdiğimi ailem ya da arkadaşlarım görürse adım kılıbığa çıkar ya da kocamı nasıl parmağımda oynatıyorum yalanları ortaya çıkar.

Düğünde olanlardan sonra eşime iyi davrandığımı ailem görmesin ya da vicdanım rahastız olmasın mantıksızlığı gibi.

Veya eve bir gül alıp gelmekten kaçınan erkek ya da kocasına bir gülümsemeyi çok gören kadın sanal alemde rahatlıkla kurtlarını döküyor ve zamanla karı koca soğumalarının sonucu aldatmalara varıyor. Bir de o ortamdaki çocuğun halini siz düşünün. Bir döngü gibi o çocuk ta ailesinden gördüğünü yaşatmaya devam ediyor.

Belki içinizden bana hak veriyor ya da abarttığımı düşünüyorsunuz ama inanın bırak abartmayı gerektiği gibi anlatmıyorum bile. Neler var neler!

Evet sonra boşanmalar var bir de! Bizim kültürümüz de boşanma dediğinde kavga gürültü, düşmanlık, kabile savaşları akla geliyor. En basit boşanmalarda bile kıyamet kopuyor. Ya niye böyle yapıyorsun? Diye sorunca da ‚boşanma böyle olur, böyle gördük böyle bildik‘ cevabını alıyorsun. Hele arada çocuk varsa, o çocuk da ortada intikam ya da zarar verme aracı olarak kullanılıyor. Hani Şener Şen ve Perran Kutman‘ın bir filmi vardı ya, Şener Şen karısını aldatınca karısı da oğlunu alıp babasının yüzüne tükürme aracı olarak kullanıyordu. Kendi tükürmek yerine çocuğa tükürttürüyordu.

Trajikomik gerçeğimiz.

Tabi ki aldatma onur kırıcı ve bu sebeple bir aldatılan insan ömür boyu onun acısını kalbinde taşıyor (ve kesinlikle karaktersizlik nişanesidir aldatma) ya da ufak bir tartışma da ağır sözler söyleniyor ya da bazen şiddete varıyor tartışmalar (ki erkeğin kadına el kaldırması dinen de şiddetle kınanmıştır ki acizlikten başka bişey değildir.) ama bunlara çocukların alet edilmesi kesinlikle insanın nefsi olarak yaptığı ağır hatalardan birisidir. Kendi huzursuzluğuna ve savaşına el kadar çocuğu alet ediyorsun!

İ ki şahısın anlaşamaması gayet doğaldır. Her zaman anlaşmak mümkün değil. Ama edebini ve üslubunu bilen iki kimse buna rağmen evliliğini huzurlu ve mutlu kılabilir. Boşanmaları basit sebeplere indirgemek nasıl yanlışsa, şiddet barındıran bir evliliğin de boşanmayla sonuçlanması gayet doğaldır. Şiddet sadece fiziki olmayabilir. Kumar, aldatma, aşırı kıskançlık, küfür ve saygısızlık gibi birçok şiddet unsuru vardır. Bu durumda boşanmak isteyen erkek çocuklarıyla ya da eşinin ailesi tarafından baskıya maruz kalıyor ya da daha kötüsü günümüzün çakma erkekleri tarafından bıcaklanan, kurşunlanan, sokak ortasında çocuğunun önünde darp edilen kadınlar gibi facia ile sonuçlanıyor.

Hayvani duygular ve istekler dizginlenmeyince kendini erkekmiş gibi göstermeye çalışan maganda tipliler türemeye başladı. „K adınlar ve kadının ailesi provake ediyormuşmuş “ olabilir. Ama baba olabilmek, koca ya da adam olabilmek sadece evliyken geçerli değil. Boşanınca da bu geçerli! Bunu başaramayacak kimselerin evlenmesi yasaklanmalı!

Dikenine katlanamayacaksan neden gülü sevdin ki? Gidip papatya sevseydin ya!

Boşanmanın normal olduğunu anlatanlara gelince! Kolaya kaçıp başınızı kuma gömece ğinize biraz toplumsal sorunların temeline inmeye çalışın. Ve yıkıcılığı normalmiş gibi göstermek yerine yapıcılık üzerine herşeyi yapabilmeyi öğ retin. Çocuğunuza her kararında yanında olduğunuzu söyleyin, bunda sorun yok ama aklına esen her tartışmada da boşanılmayacağını anlatın. Evliliğin emek vermek olduğunu anlatın. Sevmek, saymak ve sadakat olduğunu anlatın.

Bizim kültürümüzde teşekkür etmek, rica etmek, özür dilemek, seni seviyorum demek "zayıflık göstergesi" olarak kabul edilir. Halbuki bunları yapabilmek sağlam bir karakter gerektirir..."

Çocuklarımıza sağlam karakterli nasıl olunur onu öğretelim.

Evliliklerden cok boşanmalar oluyor! Ailelerin çocukları yetersiz eğitmeleri, bilinçsiz ş ekilde evlilikler ve hatta teknolojini n dahi bilinçsiz şekilde kullanımı etkiliyor. Anneler kızlarına iyi eş olmayı öğretmek yerine, kocaları yla iktidar savaşın ı nasıl kazanacaklarını anlatıyor, erkeklereyse kadına taş fırın erkeği olduğunu ısbatlamakla geçen ve hedefinden çıkmış evlilikler boşanmayla sonuçlanı yor.

Yeni evlenmi ş gencecik yavrular, 1 de bebekleriyle boşanma planları yapıyorlar. Kimsede kolları ndan t utup yol göstermiyor. Daha da kızıştırıyorlar. Yazık hemde çok yazık. Dizilerde gördükleri gibi yaşayacaklarını sanı yorlar.

Kısacası: Bir kere ne evlenebilmeyi becerebiliyoruz ne de evliliği sürdürebilmeyi ve hatta ne de boşanmayı.

Tabi istisn alar da var genelleme yapmayalım yin e de :) hersey saygıda bitiyor aslında .. Ne kadar çok verirsen o kadar cok alırsın.

• “Onlar sizin için, siz de onlar için birer elbisesiniz.” (Bakara, 187)

İ yi bir evlilik insanın önce kendisini yetiştirmesi ve sonra eş seçimiyle başlar. Ali gibi eş istiyorsan önce Fatima olabilmelisin. Ya da tersi.

Kültür, inanç, ırk ya da bazen maddi durum evlenecek gençlerde büyük problem olabiliyor. Aslında daha çok ebeveynlerinde oluyor bu sorun. Din farklılığı konusunda hak veriyorum çünkü inancını yaşayan bir müslüman, gayri müslim ile evlenirse ciddi sorunlar yaşar. En azından çocuk konusunda bu sorunu yaşar ama müslümanın müslümana m ezhepsel yaklaşması ne kadar doğru? Birbirine saygı duyan ve karakteri sağlam bir insan/ müslüman olduktan sonra ne sakıncası var ki bu evliliğin?

„Aleviden kız alınmaz, ölürüm şiiye kız vermem, Sünniyse asla olmaz .„ haydaaa!

Gençler sevmişler anlaşmışlar. Size ne? Kuzeniyle bile evlenip büyük fikir ayrılığı yaşayanların sayısı az mı? Şimdi siz neyin ayrımını yapıyorsunuz?

Hani bir söz var sos yal medyada paylaşılıyor hep „ Bir filmde görmüştüm, insanlar birbirini gerçekten seviyordu... “ Şuanki durumumuz tam bu şekilde.

Evlilikler o kadar zorlaşmış ve boşanmalar artmış ki evlenmek isteyenlerin sayısı gittikçe azalıyor. Dışarıda çocuklarımızı bekleyen büyük tehlikeler varken bizim basit sebeplerle yuva yıkmamız büyük vebaldir.

Allah yardım etsin. Gerçekten ciddi bir toplumsal çöküntü yaşadığımız bi devirdeyiz. Hiçbir şeyin manasını doğru anlayamadığımız ve yaşayamadığımız bir dönemdeyiz. Kurumlarımızın üzerinde büyük sorumluluk var. Sosyolog ve psikologlarımızın ciddi anlamda çalışmaları gerekiyor.

Yuvasına huzur ve mutluluk hakim kılan ve o yuva da sağlıklı çocuklar yetiştiren anne babalara selam olsun. Hepinize hayırlı günler diliyorum.

Ya Allah

Ya Muhammed

Ya Ali

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Güneş - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Nokta Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Nokta Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Son Nokta Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Nokta Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Ercan - Kalem tutan Ellerin var olsun- Allah hizmetin kabul etsin Hasan kardeşim çok teşekkür ederim.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Eylül 20:17