Kerbela’nın Kokusu Geliyor!

Değerli canlar, Anadolu toplumu yüzyıllarca Hz. Muhammed (s.a.a.) ve Onun Pak Ehlibeytinin değerini bilmiş ve gönülden bağlılığında asla taviz vermemiştir. Anadolu halkını bir arada tutan yegane değerler arasında olmuştur. Ama son yıllarda maalesef emevi zihniyetiyle Ehlibeyti unutturmaya çalışan ve hatta manupule ederek mesela Kerbela olayını normalmiş gibi lanse etmeye çalışan ve abartılıyormuş gibi göstermeye çalışan eller var. Doğum günü kutlamanın haram olduğunu savunan bazı yobazlar gelmiş Muharrem ayını hicri yılbaşıymış gibi kutlamaya başlıyorlar. Ya da emevi uydurması olan Aşura gününde birçok güzel şey olmuş gibi (Yunusun balığın karnından kurtulduğu, Nuhun gemisinin karaya oturduğu gibi…) bayram havasında kutlanıyor.

Şimdi yapılan yanlışın derecesini göstermek adına kısaca birkaç ayet ve hadise değineceğim.

Kuşkusuz Allah, yalnızca siz Ehlibeyt'ten her türlü pisliği gidermek ve sizi tertemiz kılmak istiyor. (Ahzab Suresi - 33)
Bazı hadislerde bu ayetin Allah Resulü’nün (s.a.a) eşi Ümmü Seleme’nin evinde nazil olduğu ve nüzul anında da Peygamber Efendimizin (s.a.a) yanı sıra Hz. Ali (a.s), Hz. Fatıma (s.a), Hz. Hasan (a.s) ve Hz. Hüseyin’in de (a.s) orada bulunduğu belirtilmiştir. Bu esnada Resul-ü Kibriya (s.a.a) üzerinde oturmakta olduğu bir örtüyü (aba veya kisa) alarak (Kisa (Aba) Ashabının); yani kendisinin, Ali’nin (a.s), Fatıma’nın (s.a) ve Hasaneyn’in (a.s) üzerine çekti (örttü) ve ardından ellerini gökyüzüne kaldırarak, şöyle dedi: “Allah’ım! Benim Ehl-i Beytim bu dört kişidir. Bunlardan her türlü kir ve pisliği (günahı, çirkinliği) gider ve onları tertemiz kıl.” Bunun üzerine Ümmü Seleme’nin, Peygamber Efendimizden (s.a.a) kendisinin Ehl-i Beyt’ten (a.s) karar kılınıp kılınmadığını sorması üzerine, Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu: “Sen, Allah Resulü’nün hanımlarından ve hayır üzeresin. Ama bunlar benim kendilerine sadakanın haram olduğu ve benden sonra itaati farz olan bütün günah, kir ve hatadan uzak olan Ehlibeytimdirler.”
- Size iki ağır emanet bırakıyorum. Bu ikisine sarıldığınız sürece asla dalalete ve sapıklığa düşmezsiniz. Kıyamet gününe kadar bu ikisi bir birinden ayrılmazlar. Onlar Allahın kitabı olan Kuran ve benim soyumdan olan sadakanın haram olduğu ve Allahın her türlü günahtan ve hatadan temizlemiş olduğu Ehlibeytimdir.
- Hasan ve Hüseyin cennet gençlerinin efendisi ve önderidirler
- Hüseyin bendendir ben de Hüseyinden, Hüseyini üzen beni üzer, beni üzen Allahı üzer. Hüseyine düşmanlık eden bana düşmanlık etmiştir.
- Hüseninin katlinden dolayı kıyamete kadar müminlerin kalbinde soğumayacak bir sıcaklık, acı ve matem olacaktır.
Ve daha nice hadis ve ayetler Peygamberimizin Ehlibeytinin kimler olduğu ve makamlarının ne derece kıyaslanamaz yüce olduğu üzerine Ehlibeyt ve Ehlisünnet kaynaklarında mevcuttur.
Ehlisünnet alimi olan İmam Şafii diyor ki Peygamberimiz ve Ehlibeytine salavat getirilmeyen ibadet batıldır.
Değerli canlar, konuyu uzatmadan kısaca Ehlibeytin islam dininde yerinin ne kadar önemli olduğunu vurgulamaya çalıştım. Bu konuda sorusu olan canlar benimle irtibata girebilir. Daha birçok rivayeti kaynaklarıyla verebilirim.
Bu hakikati Hz. Muhammed (s.a.a.)’den sonra ,bazı münafıklar örtbas etmeye çalışmış ve hatta birçok hadisi yok etmek ve kamufle etmek için alternatif hadisler uydurma yoluna dahi başvurmuşlardır. Mesela yukarıda bahsettiğim Aşura hadisi gibi. Halbu ki peygamber efendimizin ciğerparesi şehit edilmiş olduğu gün her ne olursa olsun matemdir ve islam peygamberinin acısı bizim acımızdır,Onun matemi bizim matemimizdir. Yani en azından öyle olmalı değil mi?
Özellikle Muaviye döneminde Ehlibeyte fiilen ve medyatik saldırılar yoğundu. İmam Ali ile Muaviye yıllarca savaşmış ve ardından İmam Hasanı zehirletek şehit ettirmiş. Hilafeti ele geçirdikten sonra da 90 yıl kadar Cuma hutbelerinde Ali ve evlatlarına hakaret ve küfür edilmesi emrini vermişti. Emevi dönemi islamın tahrifinin en hızlı ve sinsice yapıldığı, Peygamberimizin Ehlibeyti olan Ali ve evlatlarına şiddetli sansür uygulandığı bir dönemdir. Ebu Hureyreye binlerce hadis uydurtmuş ve Ali’den hadis rivayet edilmesini yasaklamıştır.
Muaviye, kendinden sonra şarap içen, zina eden ve birçok haramı açıkça ve aleni şekilde yapan oğlu Yezide hilafeti devretmişti. Yezit babası Muaviyenin, babaannesi Hindenin ve dedesi Ebusüfyanın (Allahın laneti onların hepsinin üzerine olsun) izinden gitmiş ve Peygamberimiz ve Ehlibeytine düşmanlığı daha ileriye götürerek İmam Hüseyini öldürme kararı almıştır. Sonraki yazılarımda Kerbela olayından bazı kesitler sizlere yazacağım ama şimdilik kısaca geçmek durumundayım.
İmam Hüseyinin hunharca katledilmesi ve hatta başı kesildikten sonra cansız bedeninin üzerinde at koşturarak ciğnetilmesi ve kadınlarının zincirlenerek şehir şehir dolaştırılması nasıl bir zihniyetin ürünü olabilir ki?
Bir gün yüce islam Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.a) efendimiz Ümmü Seleme annemizin evindeyken bir odaya girdi ve Ümmü Seleme annemize buyurdu ki kapıyı kapat ve içeriye kimseyi alma. Bir süre sonra İmam Hüseyin kapıya yöneldi ve kapıyı zorlayıp içeriye girdi, Ümmü Seleme engel olmak istedi ama Peygamberimiz İmam Hüseyini kucağına aldı ve sevmeye başlayınca Ümmü Seleme geri durdu. Peygamberimizin yanında Hz. Cebrail vardı ve dedi ki ya Rasulallah oğlun Hüseyini seviyor musun? Dedi ki canım elinde olan Allah’a andolsun evet seviyorum. Dedi ki sana bir haber vereyim mi? oğlun Hüseyini senden sonra senin ümmetin katledecek ve o öptüğün boğazını kesecekler. Elini uzattı ve avucunu açtı bir avuç toprağı efendimize uzattı. Dedi ki bu toprak oğlun Hüseyinin öldürüleceği yerin toprağıdır.

Adı da Kerbeladır.

Hz. Cebrail Kerbala olayını anlattı mersiye şeklinde ve Yüce İslam Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.a) ve evdekiler hüngür hüngür ağladılar.
Birileri diyor ya niye ağlıyorsunuz? Niye Matem tutuyorsunuz?
İmam Hüseyine ilk ağıt yakan Hz. Cebrail idi ve ağlayanlar ise Peygamberimiz ve kızı Fatima idi. Işte biz de bu sebepten ağlıyoruz. Ağlıyoruz çünkü ağlamak anlamaktır, aşktır, yaşamaktır. Kerbela aşk yolculuğudur. Hiç ağlamayan aşık gördünüz mü? Maşukuna varana kadar hüzünden ağlar, vardıktan sonra da sevinçten ağlar.

Mutluluk gözyaşlarıdır o zamanda.

Hiç Kerbelaya gittiniz mi? hele Erbeinde yürüyüşe katıldınız mı? 30 ila 40 milyon civarında Hüseyin aşığı yollara dökülmüş maşukuna doğru gidiyor ama ne ırkın ne rengin ne de mezhebin ayrımı olmadan ve hatta din farkı bile olmadan! Dünyanın neresinde bu kadar insan bir araya gelebilmiştir bir yolculukta?
Canlar, kısacası Kerbela bir okuldur ve o okulda herkes kendinden bir şey bulur. Yeter ki biz bakmasını bilelim ve anlamaya çalışalım. Unutmayalım ki bilinçsizce yaptığımız Hicri yılbaşı veya Aşurayı bayram gibi kutlamak canımızdan çok sevdiğimiz Peygamber efendimizin canını yakabilir. O’nu incitebilir! O’na ihanet etmeyelim bilmeden istemeden.
Şuna da değinmeden geçemiyeceğim. Kime sorsan biz de Ehlibeyti seviyoruz diyorlar. Ama Ehlibeyt kimdir diye sorsan çoğusu bilmez. Seviyorum demek, yani düşman değilim anlamında kullanılıyor. Yani uzaktan yakından alakam yok. Ama seviyorum demek yani onları tanıyorum ve dostuna dost, düşmanlarına da düşmanım yani uzağım düşmanlarından demektir aslında. Peygamberimizi seviyorsak, Onu tanımalı ve bize tanıttıklarını da tanımalıyız ki Onu sevenleri sevip, Ona düşman olanlardan uzak olabilelim. Mesela şuan sorsan birçokları Muaviyeye toz kondurmazlar, çünkü onlara emevi islamı ile şekillenmiş sevgi empoze edilmiş. Hem Peygamberi sevdiğini söyleyip hem de İslama, Peygambere ve Ehlibeytine en çok düşmanlık etmiş kimseyi sevebiliyorlar. Bu bir tezattır ve maalesef bilerek ya da bilmeyerek yapılan bir ihanettir Peygamberimize.
İslami ve insani vazifemiz zalimin karşısında ve mazlumun yanında olmaktır ama bunun için öncelikle ölçümüzü doğru belirlemeliyiz. Terazimiz, Peygamberimiz Kuran ve Ehlibeyt olursa zalimi ve mazlumu doğru tartarız.
Allah bizleri terazisi doğru olanlardan kabul etsin ve hak yoldan ayırmasın. Islam yolundan şaşrıtmasın. Kerbelaya ağlayabilecek bilince ve aşka sahip olmayı ve hakkıyla anlayabilmeyi nasip etsin. Yası Mateminiz Hak dergahında kabul ola..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Güneş - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Nokta Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Nokta Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Son Nokta Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Nokta Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

04

Fatma - Yüreğine- kalemine sağlık Hasan hocanın… Bu matemi yüreğinde hissetmeyenin imanını sorgulaması gerek…

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 30 Temmuz 22:17
03

Muharrem kılıçlar - Cesur kalemlerin herzaman bu gerçekleri sürekli gündemde tutması inancın ve imanın gereğidir. Yürekten taktir ediyorum.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 30 Temmuz 22:17
02

Ercan - Allah kalem tutan elinizi hizmet veren gönülere hak Muhammet Ali yolunda var etsin Sayın yazarimiz i.dua

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 30 Temmuz 22:17
01

Muharrem - Maşallah aydinlatici bir yazi. Allah tüm müslümanlara bilinç- feraset nasib etsin

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 30 Temmuz 22:17