Bugün 15 Ağustos 2018 Çarşamba
  • Viyana22 °C
  • Graz19 °C
  • Salzburg19 °C
  • Linz18 °C
  • Innsbruck17 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    243,842
    %-0.07
  • Dolar
    6,4985
    %-7.15
  • Euro
    7,3766
    %-7.49
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
UETD Avusturya’dan „Avrupa’nın İstikrarı ve Türkiye’nin Kilit Rolü“ Paneli
20 Ocak 2018 Cumartesi 23:57

UETD Avusturya’dan „Avrupa’nın İstikrarı ve Türkiye’nin Kilit Rolü“ Paneli

​UETD Avusturya Gençlik Kolları tarafından organize edilen, „Avrupa’nın İstikrarı ve Türkiye’nin Kilit Rolü“ konulu panel Viyana’da yapıldı.

 Panelde açılış konuşmasını UETD Avusturya Genel Başkanı Fatih Karakoca yaptı. Karakoca konuşmasında, „Bizler Avrupa’da yaşayan Türkiye kökenliler olarak Avrupa’nın istikrarını önemsiyoruz. Son yıllarda yaşadığımız Avusturya’da tüm olumsuzluklara rağmen, yaşadığı yere ihanet etmeyen bir milletin fertleri olarak bizler, Avusturya ve Avrupa’nın her manada istikrarlı olmasını arzu ediyoruz. Ülkemizin Türkiyemiz’in anavatanımızın da, güçlü olması için elimizden gelen çalışmaları hem bireysel hem kurumsal olarak yapıyoruz“ diye konuştu.

 

SEZEN: AMERİKA KEPENKLERİ İNDİRDİ

 

UETD Genel Merkez Gençlik Kolları Başkanı Serkan Sezen ise yaptığı konuşmada, „Küresel dünyanın temel özelliklerinden birisi farklı etnik gruplarının ve farklı vatandaşlarının hareketliliğidir. 21. Yüzyılın Avrupa’sında asimilasyon ve ötekileştirmede Avrupalı Türkler olarak, varlık mücadelesi içindeyiz. Kuşkusuz göçmenler, çok kültürlü bir toplumdan gelirken birçok zorluklarla karşılaşıyor. Kalıcı göçmen kitlesinden özellikle Avusturya’da yaşayan kardeşlerimiz 2017 yılında bunu tecrübe etmiştir.“ Diye konşutu. Avrupa ve Türkiye ilişkilerine de değinen Sezen, „ülkelerin özellikle iç politikası ve son 15 sene içerisinde çeşitli dinamiklerin oluştuğu ve küresel eksen tanıtımları oluştu. Bu dinamikle özellikle son 2 yılda Rusya ve Çin’e kaymıştır. Dinamiklerin ne denli değişken olduğunu Avusturya saati ile bu sabah 06:00’da Amerika’da görülmektedir. Bugün sabah Amerika hükümeti kepenkleri indirmiş bulunmaktadır.“ Dedi.

Bugün Türk Silahlı Kuvvetleri operasyona başlamıştır. Rabbim güvenlik güçlerimize ve askerlerimize yardımcı olsun. Muzaffer eylesin diyen Sezen, „Türkiye çok sayıda mülteci kardeşlerimize kucak açmıştır. Amacımız suçlu ülkeleri belirtmek tartışmak değildir. Bizler enstantene fotoğraflarla yarının nasıl olabileceğine karar verebiliriz“ diye konuştu.

 

DR. KURT: AK PARTİ EKONOMİK İLİŞKİLERİNİ GELİŞTİRDİ

 

Panelde konuşan İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nden Dr. Veysel Kurt, „Türkiye’nin bir Ortadoğu politikasında uzun yıllar boyunca küresel güçlere ve ABD’nin müttefiği olarak hareket ettik. Kıbrıs Barış Harekatı’nda ters düşmüş de olsak, ABD’nin hegemon bir güç olması Türkiye’yi de etkiliyor. AK Parti ile birlikte Türkiye, Ortadoğu’dan yararlanmaya gitti. Türkiye’nin çıkarlarını ve ekonomik ilişkilerini düzeltmek için çeşitli mekanizmalar koydu. Fakat bu ABD’nin güvenlik sağlayıcı rolünü sağladığı müddetçe oldu. Kısmen AK Parti’nin iktidara geldiği „Arap Baharı’nda Türkiye buradaki stabil ortamdan yararlanarak ekonomik ilişkilerini geliştirdi. Niceliğine baktığımızda bu normal bir şey değildi. 2010’dan itibaren Mısır’da rejim değişikliği eylemleri başlatıldı. Sıradan insanlar ilk defa sokaklara çıkıp, rejim değişikliği istiyoruz sloganlarına şahit olduk. Burada Türkiye’nin tavrına baktığımızda, burada konjonktür ve siyaset değişikliğine karşı kendini ayarladı. ABD açıklama yaptı. Ve önünü açtı. Türkiye bunları bir fırsat olarak değerlendirdi. Suriye krizi ise 15 Mart 2011 tarihinde ilk eylem çağrısı yapıldı. 18 Mart’taki eylemde özgür suriye dediğimiz yapı ortaya çıktı. Bir geçiş hükümeti kabul edilen ve 100’ü aşkın ülke tarafından kabul gören bir görünüm oluştu. 2012’de Cenevre’de biz muhatap olarak kabul ediyoruz denildi. Bu şekle baktığımızda Türkiye politikasının da bu minval üzerine şekillendiğini görüyoruz“ diye konuştu.

Açıklamaları yaparken Türkiye’nin dikkatli davranması gerektiğinin altını çizen, Dr. Kurt, „Fakat 2013’ün Mayıs ya da Haziran ayında ABD büyükelçisi Bingazi’de öldürüldü. Libya’da öldürülen ABD büyükelçisinin ardından, neredeyse bir iki ay ABD basını ilgi gösterdi. O dönem Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’u istifa sürecine götürdü. Bu olayda ABD „Arap Baharı’na göre Ortadoğu politikasını yeniden şekillendirdi. ABD’nin müdahalesinin kendisine büyük maliyetler çıkacağı ortaya çıktı. ABD’nin işine gelecek politika ise Suriye’de Türkiye ve İran’ın karşı karşıya gelmesi. Bölgede söz sahibi olacak ülkeler kafa kafaya geliyor. ABD muhaliflere silah vermeyi kesti. Orada artık ya rejim ağırlık kazandı. Ya da başka örgütlere alan açtı. Suriye savaşı uzun sürecek gibi görünüyor.“şeklinde konuştu.

 

DOÇ. DR. YALÇIN: 2002’DEN İTİBAREN VAROŞLAR İKTİDARA GELDİ

Panelde daha sonra söz alan İstanbul Ticaret Üniversitesi’nden Doç. Dr. Hasan Basri Yalçın, „Avrupa’da yaşayanlara muhtemelen Türkiye’de neler oluyor diye sorular soruluyordur. Türkiye’ye son zamanlarda hem içte hem de dışarda birçok olaylar oldu. Türkiye’nin hep hedefte olduğu karmaşık bir sürecin içindeyiz. Türkiye fiili olarak bir savaşın içinde. 2 yıldır biz fiili olarak savaşın içindeyiz. Avrupa’dan ve Batılılardan çok sert eleştirilere maruz kalıyoruz. Türkiye neden kaynıyor? Hem uluslararası sistemde, hem de Türkiye’nin iç siyasetinde aynı anda türbilansa girdiğimizi düşünüyorum. Ülkede iktidarlar el değiştirmeye başlıyor, varoşlar iktidara geliyor ve ülkede yaşanan devrimsel bir dönüşümdü. Türkiye’de ilk defa büyük kalabalıklar 2002’den itibaren iktidara yürüdü. 2012 yılına geldiğimizde de başka mücadelelerle karıştırılmaya başlandı. İçeride FETÖ darbesi, gezi olayları, dışarıda DEAŞ ve terör örgütleri sürecini yaşadık. Bu sürecin içinde kendisi olmaya çalışan bir ülkenin kendisi olmasının istenmediği bir mücadele gördük. Türkiye, Fransa gibi devrimsel bir süreçten geçiyor. Bu korkunç bir tiribülanstır. 2011’den bu yana ise, en yoğun tiribülans yeniden doğdu. Dünya’da bir tiribülans var. ABD mafya lideri olarak çarşıdan çekildi. Ve çarşı karıştı. ABD uluslararası sistemini değiştirerek, aradan çekilmiş ve iki ülkeyi kavga ettirerek kenarda durmayı tercih etmiştir. Bu Obama’nın politikası Türkiye’ye de geldi. Obama’nın etkisi gitmedi. Sonra Obama gitti ve uluslararası sistemde istikrar doğar mı? Diye düşünürken, iktidara bir manyak geldi. Hiçbir şeyden haberi yok, dünya haritasını bilmiyor ve kim ne yaparsa yapsın. Diyor. ABD’nin artık yüzyıllık planları kalmadı. ABD, Türkiye’nin aktörlüğüne saygı duymalı. Avrupalılar, Suriye’den doğacak terör ve göçte Türkiye ile buluşmak zorunda kalacaklar“ diye konuştu.

 

DR. BAYRAKLI: BİZ MÜTHİŞ BİR SÜREÇTEN GEÇTİK

 

Panelde söz alan Avrupa Araştırmaları Direktörü Dr. Enes Bayraklı ise, „Türkiye evrim süreci yaşıyor. 83 doğmlu olan ben bile 3 darbe gördüm. Bu dönüşüm süreci Türkiye’de yaşanıyor. ABD bir dünya imparatorluğu ve bütün toplumları takip ediyor. Türkiye’de de 1950’den sonra devlet içinde Gladyo örgütlenmesi başladı. Bunun sağ ve sol kanadı vardı. Farklı gruplar Türkiye’ye yatırımını yaptı. Gülen grubuna ise ciddi işbirliği ve yatırım yapıldı. Bizim de Türkiye okullar açıyor ne güzel dediğimiz şekilde sızmalar oldu. Bununla birlikte askerlerle mücadele etti ve takiyyeci FETÖ’cüler meydana çıktı. Siz dini hayatı yasaklarsanız, Atatürkçü FETÖ’cüler ortaya çıkar. 2012’de esas mesai devletin içinde başladı. Dershane olayı ile Cumhurbaşkanı erkene çekti. Biz müthiş bir süreçten geçtik. Krizsiz dönem ve hafta yaşanmıyor. Sürekli bir mücadele veriliyor. Büyük bir dönüşüm yaşanıyor. Darbe Avrupa ile ilişkilerimizi gerdi. FETÖ güç ocakları hala mevcut. Ama sistemi kontrol altına alabildik. Yeni Türkiye ortaya çıktı. Bana göre, Almanya gibi ülkelerin sorunu, yeni Türkiye’yi kabullenmemek ve durdurmak ve mümkünse tersine döndürmek istiyorlar. Bunun için, Türkiye’deki işbirlikçileri ile ilgili operasyonları gizli kapalı demeden yapıyorlar. AB’nin genişlemesinden kar eden ülkeler, doğuyu köleleştirdiler ve Türkiye’yi böyle bir ülke haline getirmek istiyorlardı. Güney Avrupa ülkeleri olaya farklı bakıyorlar. Ama işin arka planında bölgeyi pazara dönüştürmek ve hakim olmak istiyorlar. Türkiye hem bunu kabul etmedi. Hem de rekabete girdi. Bu bir rahatsızlığa neden oldu. Bu ülkeler Türkiye’ye yönelik insan haklarını öne sürerek baskı kurmaya çalışıyorlar. Böylelikle Türkiye’ye yönelik diaspora oluşturdular. Dindarsanız, muhafazakarsanız, iş hayatında, akademik bölümde belli şeyleri geçemiyorsunuz. Diğerlerine ise her türlü kapılar açılıyor. Bu hikaye artık satın alabileceğimiz bir hikaye değil“ şeklinde konuştu.

 

ECERTAŞ: AB EKONOMİK REFAHTA SIKINTILI

Son olarak panelde konuşmacı olarak söz alan AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Melih Ecertaş, „Şu anda Avrupa’nın yaşadığı bir günceli var, ikincisi Türkiye’nin yaşadığı bir günceli var. Üçüncüsü de Avrupa’da yaşayan gençlerimizin rolü. 70’lerden itibaren Avrupa’da ekonomik değişimin gelir seviyesi farkı açılıyor. Bu toplumsal ve sosyolojik yaşama da yansıyor. Avrupa’da üretim ve sanayi gücü Avrupa’dan uzaklaştıkça, Avrupalı açısından „Göreceli Olarak“ fakirleşme söz konusu. Avrupalı vatandaşlar eski refahın çok uzağında. Avrupalı siyasiler kendisine bir düşman bulmaya uğraşıyor. Avrupa dini düşmandan ziyade milliyetçiliği düşman olarak aldı. Toplumda ekonomik kırılım, sosyolojik kırılıma yol açtı. Ve halkta milliyetçilik söylemine yol açtı. Son 20 yılda Türkiye’de ekonomik olarak ciddi bir refahta artış, meydana geldi. Sosyolojik olarak Türkiye’de bir özgüven var. Türkiye’de sivil toplum patlaması yaşandı“ diye konuştu.

2018-01-20-photo-00000911.jpg2018-01-20-photo-00000910.jpg

 

 

Bu haber toplam 2456 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Son Nokta | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +43 660 8358268 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA