Bugün 14 Kasım 2018 Çarşamba
  • Viyana10 °C
  • Graz10 °C
  • Salzburg8 °C
  • Linz7 °C
  • Innsbruck8 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    211,947
    %0.12
  • Dolar
    5,4738
    %-0.18
  • Euro
    6,1921
    %0.03

Hicran DOĞAN / Editorial

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hicran DOĞAN / Editorial

Resim

01 Ağustos 2017 Salı 20:09

Avrupa Birliği’ni en iyi biz ülkemizdeki insanlarımıza anlatabilir, onlara bir elçi olabiliriz. 
Maalesef ki ülkeler arasındaki siyasette hiçbir zaman kişisel çıkarlar ya da küslükler gibi konular söz konusu olamaz. 
Tarihe baktığınız zaman Avrupa Birliği ile müzakerelerde her zaman AB bir kılıf bulmuştur. Bulmadıysa da uydurmuştur. 
Son yıllarda ülkemiz ve AB ilişkilerine baktığımızda özellikle 27.10. 2006 tarihlerdeki haber manşetlerinden yola çıkarak, AB üyeliği gerçeklik kazanıyor diyerek ülke olarak ümitlenmiştik. 
Daha sonra zamanın cumhurbaşkanı, başbakanı ve dışişleri bakanları da başta olmak üzere yaptıkları görüşmelerde her zaman iç siyasette AB’ye bir adım kaldı. diyerek iç siyasette havai fişek gösterileri yapmışlardı. 
Avrupa Birliği süreci, zaman zaman iç siyasette malzeme kalmadığı zaman dış güçler tarafından her zaman bir tampon olmuştur. Kullanmaktan hiç çekinmemişlerdir. 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın zaman zaman restleşmesi Merkel ile olan diyaloğunun neredeyse kopma noktasına gelmesi, belirli bir zaman geçtikten sonra siyasilerin aynı mekanda karşılıklı oturması ile son bulabiliyor. 
Zamanında gençler fazla hazırlamasa bile, bir Turgut Özal vardı. Rahmetli... Hatta hanımının ‘Papatyalar’ toplantıları neredeyse ülke gündeminde hep ilk sıradaydı. 
Süleyman Demirel’in şapkasını birçok kişi hatta gülümseyerek hatırlayacaktır. O şapkaya zaman geldi 50 TL verecek kişi bile çıkmadı. Elinden kapışılıyordu bir zamanlar. 
Tansu Bacımızı hatırlayın. İki anahtar vereceğim diyerek meydanlarda onbinlerce kişiye hitap ediyordu. 
Rahmetli Ecevit ise, bir Dünya Bankası, bir IMF arasında mekik dokuyordu. Bunun yanında da AB ile ilişkileri hiç bir zaman askıya almamıştı. 
Ülke olarak bizim sahip olduğumuz yeraltı kaynakları, jeopolitik konum ve çeşitliliğimizin farkında olan emperyalist güçler, ülkedeki siyasilere hiç bir zaman kapıyı göstermemiş ve kapatmamışlardır. 
Fakat biz millet olarak kendi üzerimizde oynanan oyunlara dikkat etmeliyiz. Bakınız, daha önce başörtüsü için akan kanlar, sağ-sol için akan kanlar, ülkenin kısa sayılabilecek çeyrek asırlık geldiği noktada artık bütün sıkıntıların başka birileri tarafından kurgulanan bir ‘oyun’ olduğu anlamına geliyor. 
Avrupa Birliği bizi almaz mı? Tabii ki alır.. Ama zamanı geldiğinde alır. Tıpkı her şeyin zamanını bekleyen yöneticiler, yönetenlerin takatlerini kesmeden sularını vermezler. 
Irak örneğine bakın, Saddam bir zamanlar uğruna ölünecekken aynı halk heykellerini yıkmak için birbirini parçaladı. 
Biz Avrupa Birliğine girmektense Avrupa Birliği tarafından cazip olalım. Bu bir parmak balla bize yaklaşanlar, zamanında ışın kılıçları ile oynarken, bilgisayarla film yaparken, biz zamanı geldiğinde biz bunları artık cebimizde taşıyacağımızı hiç düşünmedik. 
Şu anda da dünya gündemini takip edin. Bakın artık insan nüfusunun DNA’sı ile oynamak için, gerekli yatırımı yapmaktan çekinmiyorlar. 
Bölgesel olarak insanları kendileri ayrıştırdığı halde, en ufak bir ayrışmayı ülke gündemine oturtup, neredeyse aynı coğrafya üzerinde yaşayanları birbirine kırdırıyorlar. 
Her şeyin zamanı var. 
Zamanla hepimizin seyrettiği filmin gerçekte ne olduğu anlaşılacaktır. Ve bizlere şimdi beyaz dediğimize siyah, siyah dediğimize ise beyaz deme noktasına kadar akıl tutulması yaşatacaklar. 
Sadece büyük resme bakmaya çalışalım. 

 

,

Bu yazı toplam 2094 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Son Nokta | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +43 660 8358268 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA