Bugün 07 Ağustos 2020 Cuma
  • Viyana16 °C
  • Graz17 °C
  • Salzburg17 °C
  • Linz17 °C
  • Innsbruck18 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    460,296
    %2.74
  • Dolar
    7,0027
    %0.77
  • Euro
    8,2925
    %1.37

Adem Çay

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Adem Çay

KÜRTLER -1-

30 Temmuz 2020 Perşembe 18:18

Merhabalar,

İki insan karşılaştığında konuşulan ilk konulardandır siyaset, din, futbol. Üçüncüsü de gelince tarih konuşulur. Gelin dördüncü kişisi siz olun bu karşılaşmanın, tüm bu konuları bir kenara atalım ve vicdanı konuşalım ama vicdanla konuşalım.

Pragmatik siyasetin seçimden seçime değerli kabul ettiği, her siyasi partinin onlarla karşılaşıldığında din kavramı içinde oylarını iç etmeye çalıştığı Kürtleri konuşalım ama hakemimiz vicdanımız olsun. Kürtler, Türkiye nüfusu içerisinde sayısal yoğunluk bakımından Türklerden sonra gelen ikinci etnik yapıdır. Bu demografik durum Kürtlerin, Türk siyasetinde belirleyici bir rol oynamasına olanak vermektedir. İşte bu yüzden her siyasi teşekkül tüzüklerini hazırlarken Kürtlere özel bir parantez açar. Parantezin içinde o kadar süslü cümleler vardır ki cümlenin başından anlaşılır sona gelindiğinde bal kovanına kaşık sallayacağınız. Seçimler biter, anlaşılır kimlerin elinde kaşık, önünde kovan olduğu.

Kürtlerin tarihi, Mezopotamya’da yaşayan her millet kadar eski. Biz yeniyi konuşalım ve bu meseleyi önyargılarımızdan uzak değerlendirelim. Doktor olsanız hastaya yapacağınız ilk müdahale hastalığın teşhisidir. Kanaatimce Kürtlerin sosyolojik yapılarına ve psikolojik reflekslerine yanlış teşhis konulmuştur. Yanlış teşhis sonucunda vücuda verilen ilaçların, uygulanan operasyonların bireyin vücudunda meydana getirdiği etkiyi düşünün. Sonra da hastanın yakınlarının hekime olan tepkisini hayal edin.

 Kürtler ile ilgili değerlendirme yaparken, Osmanlı devletinin bölgedeki aşiret ağaları ile olan yakın ilişkisini göz ardı etmemek gerek. Devletin, merkez-çevre ilişkisi bağlamında en kazançlı çıkan tarafı hiç şüphesiz aşiret ağaları idi. Derebeylik denilince orta çağlar akla gelebilir. Tarihi süreç içindeki etkilerini göz önüne aldığımızda aşiret ağaları da Osmanlının derebeyleridir. Cumhuriyetin kuruluşuna kadar ekonomik ve sosyal açıdan iyice gelişen aşiret ağalarının merkeze olan bakışı erken dönemlerde değişmiştir.

Diğer taraftan İngiltere’nin himayesinde varlığını sürdüren hilafet kurumunun ilgası, aşiret ağalarının merkeze olan eleştirel tutumuna dinsel bir görünüm kazandırmıştır. Ankara’nın aşiret ağalarına olan tepkisinin altında yatan en önemli sebep, emperyalist devletlerle olan yakın ilişkisidir ve bu devletlerin vaatlerine kanmalarıdır. Rus komutan Grandük Nikolay Nikolayevich doğu bölgelerimizde İslam dinine girmek için mürşit aramıyordu herhalde. Şerif Hüseyn’nin konumu Kürt aşiretlerinin emperyalist devletlerle iş tutmaya ikna olmalarında etkili olabilir.

Dilimizde bir deyim var:’’ Adı çıkmış dokuza inmez sekize’’ Cumhuriyetimizin yüzüncü yılına yaklaştığımız bu günlerde Kürt vatandaşlarımıza olan yaygın kanaat maalesef bu yönde. Potansiyel ‘’kıyama kalkacaklar’’ olarak görme gafletimiz hala devam ediyor. 1920-1938 arası olaylarında adı dokuza çıkan, sekize inmeyecek olan kimlerdir? Ağalık sultası altında, bir tutam ekmek için emeği sömürülen, cahil bırakılan, kandırılan Kürt vatandaşlarımızdır. Devlet ile modern derebeyler arasında sıkışıp kalan Kürt vatandaşlarımızdır.

Bizler birlikte, Anadolu coğrafyasını vatan tutmuş, adını Türkiye koymuş her millet gibi değerli iki milletiz. Türkiye’nin barışa ihtiyacı var. Din fesat kabul etmez. Çıkarsa da bir fesat, çıkar bir müçtehit, fakih temizler fesadı. Ama fitne ulusun arasına girerse bu fesat kanla temizlenir. Cemel’de, Sıffin’de, Kerbela’da ve Türkiye’mizde olduğu gibi. Zebralar kavga etse de ‘’-senin derin beyaz çizgilerin siyah.- senin derin beyaz çizgilerin siyah’’. Her ikisinin de gölgesi siyah değil mi? Bir Kürt annesi ya da Türk annesi tabutun başında ağladığında göz yaşlarının rengi ne? Bu ülkeye hangi iktidar gelirse gelsin bu barışı sağlayamadığında ne Ortadoğu’nun ne de dünya siyasetinin yönlendirici gücü olabilir. Barış dininin peygamberi Hz Muhammed’in kurduğu devletin inkişafındaki en önemli faktörlerin başında Evs ve Hazrec kabileleri arasındaki sulhun olduğunu unutmamak gerekir. İnanıyorum, bir gün sağ elimizi karşılıklı uzatacağız. Karşılıklı konuşacağız hem Türkçe hem Kürtçe.

NOT: İkinci yazıda bu barış için, çözüm önerilerine değineceğiz.

 

 

Bu yazı toplam 202 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Son Nokta | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +43 660 8358268 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA