Bugün 18 Ağustos 2018 Cumartesi
  • Viyana19 °C
  • Graz18 °C
  • Salzburg18 °C
  • Linz18 °C
  • Innsbruck19 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    229,592
    %4.57
  • Dolar
    6,0368
    %3.18
  • Euro
    6,8881
    %3.60

Selahaddin Çelebi

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Selahaddin Çelebi

Kıyas

01 Ağustos 2017 Salı 15:46

Kıyas-ı fukaha: hakkında kitap ve sünnette delil bulunmayan fıkhı bir meseleye,    aralarındaki illet sebebiyle hakkında delil bulunan meselenin hükmünü vermek demektir. 
Kur’anı Kerim ve Peygamberimizin sünneti, İslam‘ın dünya ve ahireti, fert ve toplum hayatını, inanç, ibadet, ahlak ve hukuk konularını, kuşatan hükümlerinin kaynağını teşkil eder. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem veda hutbesinde ‘‘Size iki emanet bırakıyorum ki onlara sıkı sıkıya sarıldığınız sürece doğru yoldan sapmazsınız. O‘nlar Allah’ın kitabı ve Resul‘ün sünneti‘‘ dir buyurarak dini asli delillerin Kur’an ve Sünnet olduğunu bildirmiştir. İslam âlimleri Kur’an ve sünnetin, İslam dininin, İslam akaidi ve fıkhının iki asıl kaynağı olmasında hem fikirdirler. Görüş farklılığı bu iki kaynağı anlama ve yorumlamadadır. Bu hususta belirli ilmi metotları takip ederek içtihat yoluyla farklı fıkhı hükümler vermişlerdir. Böylece fıkhı mezhepler ortaya çıkmıştır.  İçtihad: Şer-i hükmü, Şer‘i delillerden çıkarabilmek için müçtehidin bütün ilmi gayretini sarf etmesidir. Müçtehid: Her hangi bir şer-i hükmü ayeti kerime ve hadisi şeriflerden çıkaran, kıyas ilmine tam sahip olan İslam âlimidir. Müçtehid olabilmek için bütün İslami ilimlere ( Kur’an diline, Kur’an ilmine, Sünnet ilmine, İcma ilmine, üzerinde ittifak ve ihtilaf edilen meselelere, kıyas ilmine, dinin amaç ve maslahatlarını bilme, halis niyet ve sağlam bir inanca sahip olma, gibi şartlara haiz ) naklî-aklî ilmi metotlarına tam hâkim ve vakıf olması gerekir. Bunların yanında Allah vergisi olan hikmet ve ledünnî ilmine de sahip olması lazımdır.
ŞER’Î HÜKÜMLER: ( AHKÂM-I ŞER’İYYE ) 
     İslam dininin, insanların dünya ve ahiret mutluluğunu sağlamak üzere getirdiği kuralların bütününe şer’i hükümler veya ilahi hükümler denir. Şer’i hükümler denince, ayet ve hadislerin doğrudan ifade ettiği hükümler anlaşılır. Bu hükümler itikat, amel ve ahlak olmak üzere üç ana gruba ayrılır. Dinin itikadı hükümleri, bütün dini ahkâmın temelini oluşturur. İman esasları itikadı hükümlerdir ki bunlara nasların (deliller) bildirdiği şekilde inanılması esastır. Bu hükümlere akait ve kelam ilimleri de denir ki bunlara ahkâmı aslî de denilir.  Ameli hükümler, itikadı hükümlere nisbetle ikinci derecede oldukları için ahkâmı fer’i denilir. Ameli hükümler ibadetler ve muamelat olarak iki kısma ayrılır. İbadetler insan ruhunu ve iradesini terbiye eder, düşünme kabiliyetini geliştirip fikri olgunluğunu artırır ve sırf Allah rızasını kazanmak için yapılır. İbadetler dünya menfaati ve insanların takdiri için değil, Allah hakkı olarak kulluk için yapılır. Ameli hükümler, iman esaslarından sonra dinin ikinci derecede önemli unsurunu teşkil ederler. Muamelat hükümleri ise ferdin diğer fertlerle sosyal ilişkilerini düzenler.  Muamelat ahkâmının temel ilkeleri ve amaçlarını Kur’an ve Sünnet açıklar, genel sınırlarını ise müçtehid İslam hukukçularının ayet ve hadisler ışığında geliştirdiği fıkıh-hukuk ilmi ve kültürü belirler. Ahlâki hükümler insanların kendi aralarında ve diğer canlılarla ilişkilerini iyileştirip, nefsin terbiyesini hedefleyen hükümlerdir. İslam, bütün hükümleri ile zamanın ve şartların değişmesiyle değişmeyen esaslar manzumesidir. Dün ne ise bu günde, yarında odur. Örf ve adetlerin dışında zamana göre ahkâm değişmez. ‘’mevrid-i nass’da içtihada mesağ yoktur’’ hükmü bunu ifade eder. ‘’Ezmanın teğayyürü (zamanların değişmesi) ile ahkâmın teğayyürü inkâr olunamaz’’ kaidesi; yani zamanın değişmesiyle değişen ahkâm, örf ve adet üzerine kurulan hükümlerdir. Nas ile sabit olan hükümler değişmez. ‘’Ezmanın tebeddülü ile şer’i ahkâm değil, dünyevi ahkâm yani adet ve ahval değişir. Okka yerine kilo, dirhem yerine gram, arşın yerine metre kullanılıp, cübbe yerine ceket giyildiği gibi. Ahkâmı ilahi değişmez; kıyamete kadar sabit ve bakidir.’’ O halde biz insanlar dini kendimize değil hayatımızı dine uydurmakla yükümlüyüz. İslam dininin hükümlerinin amacı sevgi ve adaletin hâkim olduğu faziletli bir toplum oluşturmaktır. Bütün ibadetlerin amacı ferdin güzel bir şekilde eğitilmesidir. İbadetler ile önce nefis terbiye edilerek kin ve kıskançlıktan temizlenir, fertleri birbiriyle kaynaştırarak ruhları terbiye ederek zulmü, kötülüğü ve düşmanlığı ortadan kaldırır, aralarında sevgi ve adaleti kurar ve sosyal barışı gerçekleştirir. Zira İslam’a göre; insanlar kanun önünde eşittir, tek sınıftır, renk ve ırk farkı yoktur. ‘‘Ey insanlar; biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık, sizi birbirinizle tanışasınız diye kabilelere ve milletlere ayırdık. Şüphesiz Allah katında en üstününüz ondan en çok sakınanınızdır‘‘ (Hucurat 49 / 13 ). ‘‘Hepiniz Âdem’densiniz. Âdem ise topraktandır. Arabın Aceme bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir. ‘‘ insanların sana nasıl davranmasını istiyorsan, sende onlara öyle davran.‘‘ Kendin için istediğini başkası içinde iste‘‘ hadisi şerifin hükümleri; insanın diğer insanlara saygılı olmasını zorunlu kılar. İslam bütün hükümleriyle fesadı ortadan kaldırarak maslahatı gözetir. İslam’ın önemle üzerinde durduğu maslahat beş temel hak ve esası korumaya dönüktür. Bunlar din, can, mal, akıl, iffet ve neslin her türlü tecavüzden korunmasıdır. İnsanın şerefli bir hayat sürmesi ve saygınlığı bu esasların korunmasına bağlıdır. Bu maslahatları koruyan hükümler emirler, ortadan kaldıran hükümlerde yasaklar şeklinde istenmiştir. ‘‘ Şüphesiz ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt verir ‘‘ ( Nahl 16/90 ).  Dini hükümler, itikadı, ameli ve ahlaki şekilde Kur’an ve Sünnette yer alan bütününün doğruluğuna ve geçerliliğine inanmak itikadı bir vecibedir. Meselâ, namaz kılma, zekât verme, alkol içmeme, hırsızlık yapmama, ameli bir hükümlerse de bu emir ve yasaklara uyma, inanma itikadı bir gerekliliktir. Çünkü İslam inancına göre Allah ve Resulünün emir ve yasaklarına, bunların doğru ve gerekli olduğuna inanır sonrada bunları yerine getirmeye gayret eder. Dini hükümlerin teşri-inde; emredilmesinde ve edasında ( şer’i-teklifi ) sebep, rükün, şart, mani, sıhhat, fesat ve butlan gibi dini ve hukuki kavramları da vardır ki bunlar usulü fıkıh ve fıkıh ilminin ( İslam hukuku ) mevzu‘udur. Ahkâmı şer’iyeyi mevzu alan fıkıh ilmi, mükellefi lehine ve aleyhine olan dini konularla hem bilgilenir hem de fiillerinin yapıp yapmaması hususunda sıfatlarını ve temel kavramlarını ( ef’al-i mükellefini ) açıklar. 

 

Bu yazı toplam 1895 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Son Nokta | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +43 660 8358268 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA